Bu çalışma, 1950–1980 yılları arasında İstanbul Kadıköy’de inşa edilen bahçeli apartman tipolojisini, Türkiye’nin modern mimarlık mirası bağlamında ele almaktadır. Savaş sonrası apartmanlaşma süreci çoğunlukla acil konut ihtiyacına yanıt vererek bir anlamda standartlaşma üretmiş olsa da, bazı mimarlar farklılaşma arayışına girmiştir. Bu farklı yollardan biri de bahçeleri özel ve kamusal alanlar arasında ara mekân olarak bütünleştiren alternatif çözümler geliştirmek olmuştur. Bu yapılar, yalnızca işlevsel gereklilikleri değil, aynı zamanda değişen kültürel değerleri, kent yaşam biçimlerini ve tekdüzeliğe direnen tasarım yaklaşımlarını da yansıtmıştır.
Bu bağlamda, Kadıköy, araştırma alanı olarak seçilmiştir, bunun nedeni, bölgenin, hem bir sayfiye alanı olarak tarihsel kimliği hem de modern konut gelişimindeki rolü ile bir örnek teşkil etmesidir. Bu araştırma, arşiv incelemeleri, vaka analizleri, sözlü tarih görüşmeleri ve saha gözlemlerini kapsayan nitel yöntemlere dayanmaktadır. Çalışma kapsamında, bahçeli apartman tipolojisine farklı özellikler ile katkı sunduğu düşünülen 5 farklı örnek seçilmiştir. Bu örnekler, Akgün, Gül Palas, Fatma Karaca, Dörtler ve Seden Apartmanları’dır. Bu yapılar, çalışmada, cephe düzenlemeleri, bahçe kullanımları, detay çözümleri gibi çeşitli özellikleri bağlamında incelenmiştir.
Araştırmada elde edilen bulgular, bahçeli apartmanların doğa, topluluk ve konut mekânı arasında aracı kültürel ögeler olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır. Günümüzde bu yapıların hızlı kentsel dönüşüm süreciyle yok olmaları, belgelenmelerini ve modern konut tarihindeki yerlerinin yeniden değerlendirilmesini acil hale getirmektedir.
Abstract
This study examines the typology of garden apartments built in Kadıköy, Istanbul, between 1950 and 1980 within the context of Türkiye's modern architectural heritage. Although the postwar apartment boom mostly responded to the urgent housing demand, producing a certain degree of standardization, some architects searched for alternative approaches. One was the development of designs that integrated gardens as transitional spaces between private and public zones. These buildings reflected not only functional requirements but also shifting cultural values, urban lifestyles, and design strategies resisting uniformity.
Within this framework, Kadıköy was chosen as the research site due to its dual significance: its historical identity as a summer retreat (sayfiye) and its role in the development of modern housing. The study adopts qualitative methods, including archival research, case analysis, oral history interviews, and site observations. Five case studies considered representative of diverse contributions to the garden apartment typology were selected: Akgün, Gül Palas, Fatma Karaca, Dörtler, and Seden Apartments. These buildings are analyzed in terms of façade articulation, garden use, and design details.
The research findings reveal that garden apartments serve as cultural mediators between nature, community, and domestic space. Today, their rapid disappearance due to ongoing urban transformation makes their documentation and the reassessment of their place in the history of modern housing urgent.