Barınma Hakkı Temelinde Kentsel Dönüşüm Süreç ve Uygulamalarına Bakış
1İTÜ, Mimarlık Bölümü
2GTÜ, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü; İTÜ, Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
Mimar.ist Dergi 2026; 26(85): 34-43 DOI: 10.14744/mrst.2026.03522
Tam Metin PDF (Turkish)

Kentlerde yapı stokunun başta deprem olmak üzere afetlere dirençsizliği karşısında hızla dönüşmesi gerektiği anlayışı ve bu anlayışın cisimleştiği 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu’na uyarlanmış uygulama pratiklerinin oluşturduğu mekansal ve toplumsal sonuçlar, on yılı aşkın süredir önemli bir tartışma gündemi yaratmaktadır. Dönüşüm sürecinde önemli büyüklükte bir kamu kaynağı kullanılmakla birlikte, sürecin ‘kent hakkı’ ve ‘barınma hakkı’ bağlamında ele alınmamış olması, tartışma gündeminin temel başlığını oluşturur niteliktedir. Adil bir kentsel dönüşümü mümkün kılmanın yolu, sosyal kapsam ve öncelikler yanı sıra çevre etkileri ve afet riskleri dikkate alınacak şekilde kurgulanmış ‘planlama politikası’ ve planlama politikasıyla bütünleşik, kanıta dayalı, barınma hakkını esas alan, kaynak kullanımı ve sürdürülebilirlik bakımından akılcı, uygulanabilir ‘konut politikası’ndan geçer. Geniş kapsamlı planlama politikası, yapısal olarak, kentsel dönüşüm konusunu kentsel konut alanları planlaması bütünü içinde konumlandırmalı; süreç-kaynak-aktör-araç yapılanması, ‘kent hakkı’ ve ‘barınma hakkı’ bağlamında bu bütün içinde kurgulanmalıdır. Kentsel dönüşüm bir süreçtir ve bu süreçte hangi politikaların daha adil bir kent yaratacağı da süreç odaklı tartışmaların konusudur. Kentsel dönüşüm politikasını bütüncül
bir planlama politikasının parçası halinde ve kent hakkı bağlamında kurgulamak, kavramsal olarak ve uygulama içeriği olarak yeni, net ve şeffaf uygulama araçlarının geliştirilmesini gerektirir. Bu makalede, arsa geliştirme temelli finansal araçların, politik çıkar ve önceliklerin neoliberal iktisadi akıl ile birleştiği mevcut durumda ‘çok değerli’ görülen ve ‘aşırı metalaşmış’ kent toprağının ‘barınma hakkı ve sosyal adalet’ temelinde içermeci kentsel dönüşüm uygulamalarına olanak sağlayacağı; değişim değerinin öncelendiği mevcut dönüşüm pratiklerinin tersine, barınma hakkı temelinde, kullanım değerinin öne çıkarıldığı önemli politika araçları olabilecekleri vurgulanmaktadır.


An Overview of Urban Transformation Processes and Practices Based on the Right to Housing
1
2
Mimar.ist Dergi 2026; 26(85): 34-43 DOI: 10.14744/mrst.2026.03522

Abstract

The need to rapidly transform the building stock in cities, due to its vulnerability to disasters—especially earthquakes—has sparked significant discussion over the past decade. This discussion has focused on the spatial and social implications of the implementation practices associated with the Urban Transformation Law No. 6306. While a substantial amount of public resources is dedicated to this transformation process, it has not been adequately addressed within the framework of ‘the right to the city’ and ‘the right to housing’. This omission is a central theme of the ongoing debate. To facilitate a fair transformation of housing stock, it is essential to develop a comprehensive planning policy that incorporates environmental impacts, disaster risks, and social priorities. This policy should be complemented by a rational and practical housing policy that aligns with planning efforts, is evidence-based, and prioritizes the right to housing, resource efficiency, and sustainability. A well-structured planning policy should integrate the transformation of housing areas into the planning process. The interaction among processes, resources, actors, and instruments needs to be constructed within the context of ‘the right to the city’ and ‘the right to housing’. The transformation of housing areas is inherently a process, and discussions should center on which policies can foster a fairer city within this context. Creating transformation policies as part of a holistic planning strategy, grounded in the right to the city, necessitates the development of new and clear implementation tools, both conceptually and in practice. This article emphasizes that financial instruments based on land development can enable inclusive urban transformation practices focused on "the right to housing and social justice." In the current environment—where political interests intertwine with neoliberal economic rationality—these instruments can serve as vital policy tools that prioritize use value over exchange value, differing from existing transformation practices.