İstanbul Metrobüs Koridorunda Altyapı Temelli Parçalanma ve Erişim Rejimi: Merter ve Uzunçayır Örnekleri
1Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü
2Yıldız Teknik Üniversitesi, Mimarlık Bölümü
Mimar.ist Dergi 2026; 26(85): 131-142 DOI: 10.14744/mrst.2026.62533
Tam Metin PDF (Turkish)

Transit odaklı gelişim literatürü (TOD), ulaşım altyapılarının kentsel mekân üzerindeki etkilerini erişilebilirlik, yoğunluk ve arazi değeri gibi makro göstergeler üzerinden değerlendirmekte ve erişilebilirliği çoğunlukla bütünleştirici bir kapasite olarak varsaymaktadır. Ancak bu yaklaşım, erişimin mikro ölçekli mekânsal organizasyonlar aracılığıyla nasıl örgütlendiğine ilişkin sınırlı bir bakış açısı sunmaktadır. Performans temelli erişilebilirlik ölçütleri, erişimin fiilen kat edildiği güzergâhlar boyunca ortaya çıkan yönlendirilmiş dolaşım örüntülerini, etkin erişim rejimlerini ve mekânsal ayrışma örüntülerini büyük ölçüde soyutlamaktadır. Buna karşın, eleştirel çalışmalar, altyapıların homojen bir bütünleşme üretmediğini; erişimi seçici biçimde dağıtan ve kentsel mekânı ayrışan ağlar doğrultusunda yeniden örgütleyen sosyo-teknik sistemler olarak işlediğini göstermektedir. Eleştirel literatür doğrultusunda bu çalışma, İstanbul Metrobüs koridorundaki mekânsal parçalanmayı programatik yeniden dağılım ve yönlendirilmiş dolaşım biçimleri üzerinden değerlendirmektedir. Araştırma, Merter ve Uzunçayır istasyon alanlarına odaklanmakta ve iki tamamlayıcı yöntem kullanmaktadır: mekânsal program analizi ve güzergâh tabanlı rota analizi. Çalışma, açık veri tabanlı ağ analizlerini yaya ölçeğinde üretilen rota sekans diyagramlarıyla ilişkilendirerek parçalanmış hareketliliğin mekânsal olarak nasıl örgütlendiğini ve deneyimlendiğini inceleyen çok katmanlı bir çözümleme çerçevesi geliştirmektedir. Ayrıca, parçalanmış kentleşmeyi gündelik dolaşım pratikleri ve erişim sekansları boyunca açığa çıkan mikro ölçekli mekânsal örgütlenmeler üzerinden görünür kılmaktadır. Bulgular, makro ölçekte artan erişilebilirliğin mikro ölçekte karşılık bulmadığını, altyapı müdahalesinin tetiklediği programatik yeniden dağılımla ilişkili dönüşümlerin erişim rejimini bağlama duyarlı biçimde farklılaştırdığını ve bu farklılaşmanın dolaşım pratiklerini seçici olarak yeniden yapılandırdığını ortaya koymaktadır


Infrastructure-Based Fragmentation and Access Regime in the Istanbul Metrobus Corridor: Merter and Uzunçayır Cases
1
2
Mimar.ist Dergi 2026; 26(85): 131-142 DOI: 10.14744/mrst.2026.62533

Abstract

The Transit-Oriented Development (TOD) literature evaluates the impacts of transportation infrastructure on urban space through macro-level indicators such as accessibility, density, and land value, and often conceptualizes accessibility as an integrative capacity. However, this approach offers a limited perspective on how access is organized through micro-scale spatial configurations. Performance-based accessibility measures largely abstract the directed circulation patterns, effective access regimes, and spatial segregation patterns that emerge along the routes actually traversed. In contrast, critical studies demonstrate that infrastructures do not produce homogeneous integration; rather, they function as socio-technical systems that selectively distribute access and reorganize urban space along segregated networks. Drawing on the critical literature, this study evaluates spatial fragmentation in the Istanbul Metrobus corridor through programmatic redistribution and directed circulation patterns. The research focuses on the Merter and Uzunçayır station areas and employs two complementary methods: spatial program analysis and route-based analysis. The study develops a multi-layered analytical framework that examines how fragmented mobility is spatially organized and experienced by correlating open-databased network analyses with pedestrian-scale route sequence diagrams. It further makes fragmented urbanization visible through micro-scale spatial organizations revealed across everyday circulation practices and access sequences. The findings reveal that increased accessibility at the macro scale is not reflected at the micro scale and that transformations associated with programmatic redistribution triggered by infrastructure interventions differentiate access regimes in a context-sensitive manner, thereby selectively restructuring circulation practices.