Bu makale, Osmanlı’dan günümüze Türkiye’nin ulaşım altyapısını ve bu alanda yaşanan tarihsel kırılmaları sosyo-politik ve ekonomik boyutlarıyla incelemektedir. Hareketi toplumsal yapıyı şekillendiren temel bir unsur olarak ele alan bu çalışma, ulaşım tercihlerinin iktidar pratiklerini ve devletin kalkınma vizyonunu yansıttığını savunur. Erken Cumhuriyet dönemindeki “demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan” vurgusuyla yürütülen demiryolu odaklı politikalar, 1940’ların sonundan itibaren yerini karayollarını merkeze alan ulaşım politikalarına bırakmıştır. 1948 Marshall Planı, Hilts Raporu ve 1950’de Karayolları Genel Müdürlüğü’nün kurulmasıyla hızlanan bu dönüşüm, Türkiye’yi küresel kapitalizme entegre ederken petrol ve otomotiv sektörlerinde dışa bağımlı kılmıştır. Karayolu ağırlıklı bu büyüme modeli kentsel saçaklanmaya, ekolojik yıkıma ve toplu taşıma alternatiflerinin ihmal edilmesine yol açmıştır. Türkiye’nin ulaşım politikalarını inceleyen bu çalışma, geleceğin planlanmasında deniz ve raylı sistemleri bütünleştiren kamucu bir ulaşım planlamasının gerekliliğini vurgular.
Abstract
This article examines Türkiye's transport infrastructure and its historical turning points from the Ottoman era to the present through socio-political and economic dimensions. Approaching movement as a fundamental element that shapes social structure, the study argues that transport choices reflect power practices and the state’s developmental vision. The railway-oriented policies pursued during the early Republican period under the emphasis of "knitting the homeland with iron webs from end to end" gave way to road-centered transport policies starting in the late 1940s. Accelerated by the 1948 Marshall Plan, the Hilts Report, and the establishment of the General Directorate of Highways in 1950, this transformation integrated Türkiye into global capitalism while creating foreign dependence in the oil and automotive sectors. This highway-heavy growth model led to urban sprawl, ecological destruction, and the neglect of public transit alternatives. Examining Türkiye's transport policies, this study emphasizes the necessity of public-oriented transport planning that integrates maritime and rail systems in future planning.